HİZMET VERİLEN ÖZEL EĞİTİM ALANLARI

·         MENTAL RETARDASYON (Zihinsel gerilik)

·         ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

·         FİZİKSEL ENGEL (CEREBRAL PALSY VB.)

·         ÖĞRENME BOZUKLUKLARI

o   OKUMA BOZUKLUĞU

o   MATEMATİK BOZUKLUĞU

o   YAZILI ANLATIM BOZUKLUĞU

·         YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR

o   OTİZM

o   ASPERGER SENDROMU

o   RETT SENDROMU

o   DEZİNTEGRATİVE BOZUKLUK

·         WİLLİAM SENDROMU

·         DOWN SENDROMU

·         FENİLKETONÜRİ

·         DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

·         DİL VE İLETİŞİM BOZUKLUKLARI

·         DAVARNIŞ BOZUKLUKLARI

·         UYUM GÜÇLÜĞÜ

MENTAL RETARDASYON (Zihinsel Gerilik):

Doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonraki gelişim sürecinde, çeşitli nedenlerle, zihinsel, psiko-devimsel, sosyal olgunluk, gelişim ve fonksiyonlarda sürekli yavaşlama, duraklama ve gerileme sonucu olarak akranlarından dörtte bir ve daha yüksek oranda gerilik oluşturan sürekli bir durumdur” şeklinde tanımlanmıştır.

Zihinsel engelliler alanında önemli bir organizasyon olan AAMD’nin (American Associantion Mental Deficiency) benimsedi tanım ise, “Gelişim süreci içerisinde genel zihinsel işlevlerde normallerden önemli derecede gerilik, bunun yanında uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme durumudur” şeklindedir.

Zihinsel engelli çocuklar homojen bir grup değildir. Kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar gösterirler. Bu nedenle zihinsel engelli çocukların sınıflandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Zihinsel engelli çocukların ilk sınıflandırma girişimi 1921 yılında AAMD’nin çekirdeğini oluşturan American Association fort he Feebleminded tarafından yapılmıştır. Psikolojik sınıflandırma denilen bu sınıflandırma yanında, günümüzde eğitim açısından da bir sınıflandırma yapılmıştır.

Sınıflandırma yaklaşımı

Psikolojik:

Hafif                                         : Z.B. = 70 – 55

Orta                                          : Z.B. = 55 – 40

Ağır                                           : Z.B. = 40 – 25

Çok Ağır                                  : Z.B. = 25 – 5

Eğitsel

Eğitilebilir                                : Z.B. = 75 – 50

Öğretilebilir                             : Z.B. = 50 – 25

Ağır                                           : Z.B. = 25 – 5

Ülkemizde, zihinsel engelli çocuklar, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim  Okulları Yönetmeliği’nde, eğitsel yaklaşıma benzer olarak; “Eğitilebilir, Öğretilebilir ve klinik bakıma muhtaç çocuklar” olarak sınıflandırılmıştır.

Eğitilebilir: Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 45-75 arasında olan zihinsel engelli.

Öğretilebilir: Zeka bölümü, çeşitli ölçeklerde 25-44 arasında olup da sağlık kurumları ile iş birliği içerisinde gerçekleştirilecek özel eğitim ve rehabilitasyona muhtaç olan zihinsel engelli.

Klinik Bakıma Muhtaç: Zeka bölümü sürekli olarak 0-25 arasında olup da hayata kesinlikle uyum sağlayamayan ve sağlık kurumlarında devamlı klinik bakıma ihtiyacı olan zihinsel engelli.

YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR:

YGB NEDİR?

Otizm, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar grubunda yer alan, çocukların dil ve iletişim becerileri, sosyal becerileri ve öğrenmelerini olumsuz yönde etkileyen gelişimsel bir bozukluktur. Üç yaştan önce ortaya çıkan bu bozukluk, her 10.000 kişiden yaklaşık olarak beş kişide görülür. Tanıda en önemli ölçütler konuşmanın olmaması, gecikmesi ya da iletişim amaçlı kullanılmaması, diğerleriyle etkileşim kurmada güçlük, yinelenen ve tekrarlanan hareketler ile ilgili ve etkinliklerde sınırlılık olarak kabul edilmektedir. Mental bozuklukların tanımsal ve sayısal kitabı ve çocukluk otizmi dereceleme ölçeği tanı koyma sürecinde yaygın olarak kullanılan değerlendirme araçlarıdır.

Otizmin nedenleri çok karışıktır. Uzun yıllar yapılan çalışmalarda nedenler, anne babaların çocuk yetiştirme stillerinden beynin yapısal özelliklerine kadar geniş bir yelpaze içinde ele alınmıştır. Son yıllarda özellikle genetik yapı ile otizm arasında ilişki belirlenmeye çalışılmaktadır.

Otistik çocuklara tanı koyma sürecinde iletişim becerileri, sosyal beceriler ve davranışsal özellikler temel alınmaktadır. Mental bozuklukların tanımsal ve sayısal kitabı ve çocukluk otizmi dereceleme ölçeği tanı amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaklaşık olarak 10.000 çocuktan 4 ya da 5’inde ortaya çıkan otizm, erkek çocuklarda kızlara göre daha fazla görülmektedir. Bu çocukların bilişsel, dil ve sosyal becerileri birbirinden farklılık gösterse de, sosyal beceriler, iletişim becerileri temel yetersizliklerin olduğu gelişim alanlardır. Ayrıca yinelenen ve tekrarlanan hareketler, elini ısırma, başını yere/duvara vurma gibi kendine zarar veren davranışlar da sıklıkla gözlenen davranışlardır.

Otistik çocukların dil, konuşma ve iletişim özellikleri heterojendir. Bazı çocuklar hiç konuşmazken bazıları üst düzey konuşma becerilerine sahiptir. Konuşması iyi olan çocuklar bile çevresindekilerle dili kullanarak iletişim kurmakta zorluk çekerler. Ekolali, şahıs zamirlerini doğru kullanamama, monoton ve vurgusuz konuşma yaygın olarak gözlenir. Soyut ifadeleri, şakaları anlamada sınırlılıkları vardır. Diğerleriyle etkileşim başlatma, etkileşimi sürdürebilme temel yetersizlikleri vardır. Bu sınırlılık sosyal etkileşimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Grup etkinliklerine, oyunlara katılmak istemezler, ilgi alanları sınırlıdır. Görsel materyallerle daha kolay öğrenirler. Ortamda fazla ve karışık uyaran olması olumsuz tepkilere yol açabilir. Grubun %50’si düşük zihinsel becerilere sahiptir. Zihinsel becerilerden bağımsız olarak öğrendiklerini diğer ortamlara transfer etmede ciddi güçlükleri vardır. Kendine ya da diğerlerine zarar veren, yinelenen tekrarladıkları rituel davranışlar gözlenebilir.

Otistik çocuklar için ilaçla sağaltımdan psikolojik sağaltım yöntemlerini de içine alan birçok sağaltım yöntemi geliştirilmiş olmasına karşın, yapılandırılmış, yoğun ve bir yetişkin/ bir çocuk sistemiyle yapılan eğitimin çocuğun becerilerini artırabilecek en iyi sağaltım yöntemi olduğu kabul edilmektedir. Otizmin  olabildiğince erken belirlenerek, eğitime ilk yıllarda başlaması ile çocukların kazançları artmakta; geçmiş yıllardan farklı olarak birçok otistik çocuk okul öncesi ya da ilk öğretim döneminde normal okullara kaynaştırılmaktadır. Sınıfında otistik çocuk olan sınıf öğretmenleri, çocukların özellikle öğrenme özelliklerini ve davranışlarının anlamlarını iyi bilmeli, diğer çocukların otistik arkadaşlarının özelliklerini ve gereksinimlerini anlaması sağlamalıdır.

ASPERGER SENDROMU NEDİR?

1/10.000

E/K 9

Dil gelişiminde klinik açıdan önemli bir gecikme yoktur.

IQ iyi

Sözel olmayan iletişim sorunu var.

Karşılıklı sosyal etkileşim bozuk.

Motor beceriler zayıf.

Diğer insanlara ilgi var.

Duyguyu, imayı tanımada zorluk var.

RET SENDROMU NEDİR?

1/10.000

İlk 5 ay psikomotor gelişim ve doğumda kafa çevresi normal.

5-30 ay motor beceri yitimi, basmakalıp el hareketi.

Sadece kızlarda görülür.

Şiddetli nörogelişimsel bozulma.

Edinsel mikrosefali

Amaçlı el kullanımında bozukluk.

Düzensiz solunum, bruksizm

Otistik davranışlar

Epileptik nöbet

Ağır MR

DEZİNTEGRATİVE BOZUKLUK NEDİR?

1/10.000

E/K 4-8

İlk 2 yıl normal gelişim

10 yaştan önce;

Sözel anlatım, dili algılama

Toplumsal beceriler/uyumsal davranış

İdrar dışkı denetimi

Oyun

Motor becerilerde bozulma.

MR %85

Zihinsel yeti, sosyal işlev kaybı,

Öz bakım becerileri bozulur.

WİLLİAM SENDROMU NEDİR?

Genetik, kalıtsal bir hastalıktır. Kalp rahatsızlıkları, kanda kalsiyum yüksekliği ve bazı organlarda bozukluklara neden oluyor. Bu sendroma yakalanmış çocuklarda Downlular gibi farklı tipik bir yüz şekli görülüyor. Halk arasında “Mutluluk hastalığı” diye adlandırılan bu hastalığa yakalanmış çocuklarda kolay kolay üzüntü görülmüyor. Genellikle mutlu ve sakin bir yapıda oluyorlar. Hastalığın tipik belirtisi ise, kalp rahatsızlıkları ve zeka geriliği. Düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmeleri gerekiyor ve özel eğitime yönlendiriliyorlar.

DOWN SENDROMU NEDİR?

Kromozal bir bozukluktur,

Yüz yuvarlak ve basıktır,

Gözler çekik olup, kapaklarında kıvrım mevcuttur. Çocuk büyüdükçe bu kıvrım belirli hale gelir. Yine bazı çocuklarda özellikle göz rengi açıksa, gözün renkli bölümünün çerçevesinden içe doğru beyaz lekeler vardır. Bu lekeler zamanla kaybolur. Göz kapaklarında şişme ve çapaklanma görülür.

Burun küçük ve kalkık, burun kökü basıktır. Yüzün yuvarlak olması nedeniyle gözler birbirinden ayrık durur. Göz kaslarının zayıf olması nedeniyle şaşılık görülebilir.

Ağız küçük olduğu için (özellikle bebeklerde) dil dışarıda durabilir. Bu nedenle salya akması ve ağız kenarlarında çatlaklar oluşabilir. Dil üzerinde yarıklar vardır.

Kulaklar biraz aşağıda olup, kulak yolu dar ve küçüktür. Kulak iltihaplanmaları ve işitme problemi yaygındır.

Baş basık, arkası düzlenme eğilimindedir. Saç ve kirpikler çoğu kez seyrek ve yumuşaktır. Kısa ve geniştir.

Gövde kısa ve geniş görünür. Karın geniş ve bombe görünümünde olup, göbek veya kasıkta bazen fıtık görülebilir.

Kol ve bacaklar genellikle gevşek ve künt bir yapı görülür. Aynı görünüm el ve ayak için de geçerlidir. El, avuç içinde simin çizgisi avuç içini boydan boya kat eder. Ayakta da baş parmakla ikinci parmak arasında geniş bir ayrılık vardır.

Kalpte anatomik bozukluklar görülebilir. Guatr sık rastlanan bir semptomdur. Bağışıklık sistemi zayıf olan bu çocuklarda akciğer enfeksiyonları sık görülür.

Çocuk, doğumda ve daha sonra belli aralıklarla kontrolden geçirilmelidir. Erkek çocuklarda yumurtalıkların kasıkta ya da karında kalmaları veya çocuğun idrar deliğinin penisin ucunda değil biraz altta kalması söz konusudur. Bu durumda uzman doktorlara baş vurmalı ve yapılması gerekenler öğrenilmelidir.

Down sendromunun tıbbi anlamda tedavisi bulunmamaktadır. Kromozom bozukluğundan kaynaklandığı ve kalıtsal olduğu için sadece hamileliğin ilk aylarında üçlü kan testi ile çocuğun Down’lu olup olmadığı öğrenilmektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Çok değişik şekillerde tanımlanabilen öğrenme güçlüğü tanımlarında bazı ortak özelliklere işaret edilmektedir. Öğrencinin zihinsel yeteneği olmasına rağmen, akademik geriliği olması öğrenme güçlüğünün  temel özelliğini oluşturmaktadır. Yaygın olarak kabul edilen özelliklerden birisi de gelişim görüntülerindeki dengesizliktir.  Bunun anlamı ise çocuğun başarı alt testlerinde almış olduğu puanların çok farklı olmasıdır. Özellikle önceki yıllarda yapılan tanımlarda, beynin zedelenmesi yaygın olarak yer almaktaydı ancak, beyin zedelenmesinin kolayca tanımlanması beynin hatalı işleyişi sonucu öğrenme güçlüğü gösterdikleri kabul edilmektedir. Yine tanımların çoğunda ortak olan özellik, öğrenme güçlüğüne çevresel yetersizliklerin yol açmadığı, zihinsel yetersizlik ve davranış bozukluklarından da farklı olduğudur.

Öğrenme güçlüğünün nedensel etmenleri kalıtsal, çevresel (niteliksiz öğretim) ve biyokimyasal olarak ifade edilebilir. Öğrenme güçlüğüne beyin zedelenmesinin mi? Yoksa beynin yanlış işlemesinin mi yol açtığı bilinememektedir. Yiyecek boyalarına ve vitamin yetersizliğine, öğrenme güçlüğünün olası nedenleri olarak bakılmaktadır. Yine öğrenme güçlüğü gösteren yaygınlığı yüksektir. Ancak bunun kalıtımın mı yoksa çevresel etmenlerin mi sonucu olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Niteliksiz öğretim bir başka çevresel etmen olarak öğrenme güçlüğüne yol açıyor olabilir. Öğrenme güçlüklerin tanımlanması ve düzeltici eğitimin sağlanabilmesi için değişik testler kullanılmıştır.

Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar, özellikleri bakımından birbirlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Ancak tümünde gözlenebilen ortak özelliklerden birisi, çalışma becerilerini kullanma yeteneğindeki sınırlılıktır. Yaygın olarak söz edilen ancak öğrenme güçlüğü gösteren çocukların tümünde gözlenemeyen özellikler şöyledir: algısal-devimsel ve eşgüdüm problemleri, dikkat yetersizlikleri ve aşırı hareketlilik, düşünme, bellek problemleri sayılabilir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE NEDİR?

Dikkat Eksikliği:  Dikkat süresinin ve yoğunluğunun bireyin yaşına göre olması gerekenden az olmasıdır. Dikkatin belirli bir noktaya toplanamaması ve kolayca dağıtması, dağınıklık, unutkanlık, eşyaları kaybetme gibi belirtilerle kendini gösterir.

Dikkat eksikliğinde sorun dikkat edememek değil, dikkatin belirli bir noktaya odaklanamamasıdır. Bu tür bireyler aynı anda tüm uyaranlara birden dikkat ederler bu nedenle belirli bir işle uğraşırken başka bir uyarıcı kolaylıkla dikkatin dağılmasına neden olur. O anda uğraştıkları işi bırakıp bir başka işe yönelebilirler.

Hiperaktivite (Aşırı hareketlilik): Bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Uzun süre yerinde oturamama, otururken elin ayağın olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Uzun süre yerinde oturamama, otururken elin ayağın kıpır kıpır olması, çoğu zaman hareket halinde olma, çok konuşma gibi belirtilerle kendini gösterir.

Bazen bu rahatsızlık yanlış algılanmaktadır. Her dikkat eksikliği olan aynı zamanda hiperaktif olacak gibi bir inanışa sahip olunabilir ama her hiperaktif tanısı almış birey dikkat eksikliği de olacak ya da her dikkat eksikliği tanısı almış birey hiperaktif olacak diye bir şart yoktur. Bunları birbirinden ayırmak gerekir.

DEHB’NUN NEDENLERİ:

Kesin olarak bilinmemekle beraber sorumlu olduğu düşünülen bazı etkenler şunlardır.

·         Kalıtım, genetik nedenler

·         Çevresel etkenler

·         Beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklar

Tedavi yöntemi olarak: Genellikle ilaç tedavisi ve özel eğitim alması gerekli görülmektedir. Anne babaların ve diğer ebeveynlerin de bu konuda bilgilendirilmesi önemlidir.

FENİLKETONÜRİ NEDİR?

Fenilketonüri nadir görülen kalıtsal metabolik hastalıklardan biridir. Anne ve babasında hastalık yapmayan bozuk genleri alan bir çocuk fenilketonüri hastalığı ile doğmaktadır. Fenilketonüri, toplumumuzda hala yeterince bilinmemekte ve tedavi edilmediği takdirde çocuğun ömür boyu özürlü kalmasına sebep olmaktadır. Yurt dışında her yeni doğan çocuğa zorunlu olarak fenilkotonüri taraması yapılmaktadır. Çünkü normal şartlarda her 4 kişiden biri bu hastalığı taşıyıcı konumdadır. Ama ülkemizde henüz bu konuda tam bilinçlenme olmamıştır.

Bu hastalığın zamanımızdaki tek tedavi yolu erken teşhisle birlikte fenilalaninden kısıtlı diyettir ve bu tedavisinin aile, metabolik hastalıklarda uzmanlaşmış çocuk hekimi, diyet uzmanı ve laboratuar uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından izlenmesi gerekmektedir. Tedaviye uymayan hastalarda zihinsel ve gelişimsel bozukluklar olabileceği için hasta sahibi ailelerin diyeti çok iyi öğrenmeleri gerekmektedir.

 

FİZİKSEL ENGEL

DOĞUŞTAN OLAN SEBEPLERE BAĞLI OLUŞAN FİZİKSEL ENGEL

A – CEREBRAL PALCY (C.P)

 

1)      SPASTACİTY

2)      ATHETOSİS

3)      ATAXİA

4)      RİGİDİTY

5)      TREMOR

6)      KARIŞIK TİP

 

B – SPİNA BİFİDA (Bel çatlağı felci)

 

1)                             Spina bifida okülta

2)                             Spina bifida menegosel

 

C – BRİTTLE BONES – FRAGİLİTAS OSSİUM – Gevrek Kemikler

 

D – AYAK DURUMUNDA VE DURUŞUNDA GÖRÜLEN BOZUKLUKLAR

 

1)      Doğuştan kalça çıkıklığı

2)      Düz tabanlar, yüksek kemerli kalkık ayaklılar, varisli bacaklar

3)      Yapışık parmak noksan veya fazla parmak

4)      Doğuştan çarpık ayak ve bacak

5)      Kol ve bacak eksiklikleri, yapışıklıkları

6)      Omurga sırt ve bel zinciri kusurları

7)      Kürek ve köprücük kemiği kusurları

 

E – BRAIN – INJURED BEYİN ZEDELENMESİ

HASTALIKLARDAN VE BULAŞICI HASTALIKLARDA OLUŞAN FİZİKSEL ENGEL

1)      POLİOMYELİTİS - Çocuk Felci

2)      OSTEOMYELİTİS – Kemik İliğin İltihabı

3)      Kronik İlik İltihabı

4)      Arterit Eklem İltihabı